Balıkesir’de altın rüzgârı: 2,5 milyar dolarlık dev keşif
BALIKESİR GAZETESİ - Balıkesir, Türkiye’nin en dikkat çeken maden gelişmelerinden birine sahne oluyor.

Balıkesir, Türkiye’nin en dikkat çeken maden gelişmelerinden birine sahne oluyor. İvrindi ilçesinde yapılan kapsamlı teknik incelemeler, bölgenin yalnızca yerel değil, ulusal ölçekte de ekonomik dengeleri etkileyecek büyüklükte bir altın rezervine sahip olduğunu ortaya koydu. 700 bin ons altın kaynağı ve bunun 500 bin onsunun işlenebilir rezerv olarak belirlenmesi, bölgeyi adeta stratejik bir maden üssü haline getiriyor.
İVRİNDİ ALTINLA YENİDEN YAZILIYOR
Balıkesir’in İvrindi ilçesinde bulunan IV. Grup İşletme Ruhsatlı sahada gerçekleştirilen uluslararası standartlardaki çalışmalar, bugüne kadar göz ardı edilen büyük bir potansiyeli gün yüzüne çıkardı. Uzman raporlarına göre sahadaki rezerv, sadece miktar olarak değil, ekonomik getirisi bakımından da Türkiye’deki sayılı projeler arasında yer alıyor.
EKONOMİYE 2,5 MİLYAR DOLARLIK DEV KATKI
Projeye ilişkin yapılan hesaplamalar, rezervin tam kapasiteyle işletilmesi halinde yaklaşık 2,5 milyar dolarlık ekonomik değer oluşturacağını gösteriyor. Bu rakam, sadece maden sektörü için değil, bölgesel kalkınma, istihdam ve yan sektörler açısından da çarpıcı bir etki anlamına geliyor.
DEVİR TAMAMLANDI, SÜREÇ RESMEN BAŞLADI
Sahanın işletilmesine yönelik kritik süreç de tamamlandı. Türk Altın İşletmeleri A.Ş. ile Türkiye Varlık Fonu iştiraki Türkiye Maden Sanayi ve Ticaret A.Ş. arasında yürütülen devir işlemleri, 16 Ocak 2026’da alınan yönetim kurulu kararının ardından 25 Mart 2026’da imzaların atılmasıyla resmiyet kazandı. Böylece Balıkesir’deki bu dev yatırım için ilk somut adım atılmış oldu.
KAMUYA PAY, BÖLGEYE CAN
Projede dikkat çeken bir diğer unsur ise kamuya aktarılacak pay. İşletme sürecinde elde edilecek gelirden %2,5 oranında kamu payı sağlanacak. Ayrıca 50 milyon dolarlık ruhsat devir bedeli de ekonomiye doğrudan katkı sunacak.
Bu gelişme, sadece bir maden yatırımı olmanın ötesinde; Balıkesir’in ekonomik geleceğini şekillendirecek, yeni istihdam alanları oluşturacak ve Türkiye’nin yer altı kaynakları konusundaki potansiyelini bir kez daha gözler önüne serecek güçlü bir adım olarak değerlendiriliyor.








